Kars, Ani ve İpekyolu Efsaneleri

Binlerce yıllık coşkulu söz geleneği ile beslenen yazınsal metinlerin oluşturduğu, ipek yolu ile gelen efsanelerin ve Bin Bir Gece Masallarının anlatıldığı bir coğrafyadır Kars Platosu ve Ani Antik Kenti.

Bu topraklar, efsanevi Kaf Dağı ve Ağrı Dağı’nın hemen yanı başındadır. Katmer katmer olmuş uygarlıklarla özdeşleşen ve temelinde çok kültürlülük olan Kars ve Ani bir bütünün parçalarıdır sanki…

Coğrafyanın, tabiat şartlarının ve tarihin, insanları alabildiğine savurduğu; savaşın, kanın ve acının şekillendirdiği çileli insanların topraklardır buraları.

C.W. Ceram’in Tanrıların Vatanı Anadolu kitabında; Hititlerin sanat ve din açısından hurilerin etkisi altında kaldıklarını yazar; tıpkı bu coğrafyada hüküm sürmüş devletlerin ve kültürlerin birbirlerinden etkilendiği gibi… Tek tanrılı dinler öncesindeki Pagan döneminin tanrıları; en çok Anadolu ve Kafkaslar’a yakışmıştır.

Günümüzden 2400 yıl önce Ksenophon’un “Onbinlerin Dönüşü” adlı eserinde; Kunaksu’da yapılan Pers Savaşı’nda Grek paralı askerleri yenilir. Ülkeleri Yunanistan’a geri dönüş için Kars Platosu’na geldiklerinde; Pasinler bölgesinde, “Taok’lar ile savaşa tutuşup onları yenerler. Ksenophon savaş sonrasında gördüğü korkunç manzarayı

şöyle anlatır; “Kadınlar iffetlerini korumak için önce kendi çocuklarını uçurumdan aşağı attılar, arkadan kendileri atladılar, onları savaşta yenilen Taoklu savaşçılar takip etti…” Hepside kayaların üstünde can verdiler… İşte bu Kars Platosu; onurun, onurlu yenilginin, zaferin ve iffetin şekillendiği yerdir.

Müslümanlıktan önce; Türklerin ve Moğolların dini inancın da ilah edindiği Terıgri ( Gök Tanrı) ; Türklerin ilk alfabesi ile yazılan Orhun Kitabesi’nin yazıtlarındaki çözümlenen ilk sözcüktür.

Binlerce yıllık süreçte,1064 yılında gerçekleşen fetihten önce, Orta Asya’dan gelen ilk göçler ve sonraları Tengirici Saman Oğuzlarının hayvanları ile mis kokulu otlara ve suya

ulaşmak için gelirken keşfettikleri topraklardır Kars Platosu.

Yazar Tekin Sönmez’in dediği gibi; “Bu bir fetih değildir,

bu süreç, bir yurt edinmedir. Kafkaslarda kar yağsa, tipi olsa, boran olsa, ya da yağmur gözyaşı olup aksa, hüzün dolu tarih; kan olur akar Kars Platosuna ve Ani Antik Kentine.”

Otantik kültürlerin, zengin medeniyetlerin birbirleri ile etkileşimlerini; mimari eserlerde, heykellerde, müzikte ve sanatta da görebiliriz; Orta Asya’da ve Anadolu çadır formunun taşa yansımasıdır Ani’de gördüklerimiz. Ani’den kaçırıldıktan sonra kaybolmuş Gagik heykelinin cübbesinde ve sarığında da yöresel etkiyi görebiliriz. Kafkas halısının desenlerinde, Azerbaycan yaylalarında veya Ermenistan ovalarında yankılanan “Sarı Gelin”de. Nağaradan, tardan, garmondan, balabandan, duduktan ve sazdan çıkan nağmeler acısı ile tatlısı

ile Kafkaslar’da ve Anadolu’ da yaşayan bizleri anlatırlar buram buram.

Kısacası; ipek yolu güzergâhı üzerinde bulunan Çin’den, Hindistan’dan Pakistan’dan Iran■clan, Arap ülkelerinden ve Kafkaslar üzerinden gelen deve kervanları; Kars Platosuna ve Ani Antik Kentine sadece satacakları porselen ve ipekleri getirmediler; onlar sanatlarını ve kültürlerini de getirdiler bu topraklara.

İşte Kars ve Ani Antik kentinde böyle bir yerdir. 1800 yılından gelen aşıklık Zülali’nin dörtlüklerde de yerini bulmuş Ani Antik Kenti.

***

…Hind, Yemen, Tebriz’den kervan işlermiş;

Ağır kervanlar, sende kışlarmış.

On iki meydanda pazar işlermiş;

Halk dolar taşarmış kenarında Ani…

…Viranelerinde baykuşlar uçar;

Arpaçay’ın yaslı, matemli akar,

Zülali’de köhne yaranı açar,

Neylersin ki azaldı uğrayanın Ani…

***

Değerli okurlar; Ani Antik Kentine asırlar boyu gelen deve kervanları neden gelmez oldu?

İpek yolu yön değiştirdiği için mi? Yoksa….

Her ne ise deve kervanları gelmez oldu; ama kervanlar ile asırlar boyunca gelen çok kültürlü zenginlikler kök saldı bu topraklarda, kıyasıya savaşlar olsa bile… Bu kültürler, taşta vücut buldu, yemek oldu, oyun oldu, hali oldu, müzik oldu; ama ne yazık ki (bazen) kan da oldu…

Gelin isterseniz hep beraber hayal dünyamızda geçmişe doğru yolculuğa çıkalım; göklerin yüce ruhu Tengri’ye kucak açalım. Toprak ana Ötüken’in toprağını azıcık eşeleyelim; göreceksiniz, binlerce efsane fışkıracaktır bu topraklarda…

Şimdi efsane anlatma zamanıdır; Hadi bakalım, sabah güneşinin ilk ışıklarında enfes bir tabloyu andıran Ani Antik Kenti’nin gün doğumu manzarasını izlerken, Polatoğlu

Kilisesi’nin siyah merdivenleri üzerine oturup Bostanlar Deresi’ne bakarak Şahmaran efsanesini anlatacak olan yaşlı masalcı nineyi dinleyelim…

Yorum yapın

Emailiniz görünmeyecek. Doldurulması zorunlu alanlar *

*